doğa,

  • Darıdere’de, coğrafi konumu itibariyle değişik iklim özellikleri hüküm sürer. Sadece Marmara ve Ege Bölgesi’nin hEge Denizi ve kuzeyde Çanakkale Boğazı gibi iki çöküntü arasında bulunması nedeniyle, kuzey dağ rüzgarı ve güneyden sürekli esen deniz rüzgarlarının etkisini yaşarsınız burada. Kısaca söylemek gerekirse; burada poyraz vardır, vadi meltemi vardır. Edremit Körfezi’nin mavi suları anakaraya ayak bastığında, ekosistem yeşile dönüşür birdenbire… Bunun adına “zeytin yeşili” denir. Sahilden 700 m. yüksekliğe kadar zeytin ağaçları kaplar Kazdağlarını. Darıdere’ye giderken, bu ayrıntıya dikkat etmek gerekir. Zeytin ağaçlarının bittiği yerde ormanlık alan başlar, çok çeşitli ağaç türleriyle bezelidir. Yola devam ettikçe, Kızılçam, yükseldikçe yerini karaçam ve meşeye bırakır. Yolun bir kıvrımında masmavi deniz, ufuklarında adaları, karşı kıyıları sunar size, diğer kıvrımda yeşilin tonları ve dağa tırmanışın manzaraları karşılar sizi. Darıdere’ye yaklaştıkça suların bereketli varlığı kendisini gösterir. Buralar, yaz aylarında bile sayısız su kaynaklarına sahiptir. Bu arada; karaçam, meşe, kayın, gürgen, kızılağaç, palamut, ceviz, çınar, ıhlamur, kestane, ardıç, deli kavak, dişbudak, fındık, kızılcık, porsuk, sandal, pırnal meşesi, alıç, kuşburnu, yabani elma, böğürtlen ve yaban eriği ağaçlarını izlerken fark edersiniz ki, yol boyu, hiç boş alan yoktur. Önemli özelliklerinden biri de, Akdeniz ve Karadeniz kökenli orman ağaçlarının, karışım oluşturması. Karaçam; kızılçam, kayın, köknar, kestane ve meşe ağaçlarıyla farklı yerlerde ikili karışımların yanında, Akdeniz iklim tipine bağlı olarak özellikle dere yataklarında makiler usul usul yer alır. Sadece Kaz Dağı’na özgü ve endemik bir ağaç türü olan Kazdağı Köknarı, 1000-1500m. yükseklikte başlar. 25-30 metrelik boylarıyla muhteşem bir görüntü sunar. Darıdere’de Köknarın kozalağından yapılan çayı içmenizi de tavsiye ederiz. Kazdağlarını eşsiz kılan özelliklerinden birisi de tabii ki, barındırdığı otların zenginliği… Defne yaprağı, sumak, kekik (beyaz çiçekli, mor ve limon kokulu çeşitleriyle), adaçayı (ayı kulağı ve mentollü çeşitleriyle), zeytin otu, Kazdağı Köknarı yaprağı, melisa, hatmi, ıhlamur, biberiye, mersin yaprağı, pelin, karabaş otu, dağ nanesi, kantaron, ısırgan otu, kestane, altın otu…  bu kadar çeşitli otun, içinde yaşadığı oksijen oranının yüksekliği ile bütünleşince, nefes almaya doyulmayan, enerji yüklemesi yapan atmosfer ortaya çıkıyor. Bu da adeta bizleri, ozon tabakasının delindiği gerçeğini reddedecek hale getiriyor. Endemik bitkilerin önemini vurgulamaya gerek yok; Kazdağı Milli Parkı, 1000 civarında bitki taksonu ve sadece burada yetişen 32 tane endemik bitki türünü barındırmakta. Ayrıca Türkiye’de yetişen ve burada da yer alan 40 endemik bitkinin yanında, Türkiye’de sadece burada yetişen 15 adet endemik olmayan bitkiyi burada bulmak mümkün. Hatırlatırız; Darıdere, Milli Park’ın yanı başında ve bu zenginliğin sunduğu atmosfer şüphesiz bizlere de yansımakta. Havasında, suyunda, rüzgarın taşıdığı kokularda, her an bu zenginliği hissediyor insan.

     

     

    Tesiste neler var…

    Darıdere A Tipi Mesire Yeri, Dağ Evi, Çadır ve Karavan Kamp Alanı, adından da anlaşılacağı üzere; çeşitli konaklama olanaklarına sahip. İsterseniz çadırınızı ya da karavanınızı kendiniz getirebiliyor, isterseniz tesisten kiralayabiliyorsunuz. Çadır ve karavanda kalan kampçılar için özenle yapılmış mutfak, çamaşırhane, tuvalet birimleri, ayrıca buzdolabı, sıcak duş ve piknik alanı imkanı da yaratılmış. Kampçı gruplara istek halinde tabldot yemek de çıkarılmakta. Hemen belirtelim; kamp yerinin hemen yakınında Darıdere’ nin oluşturduğu göletlerden biri yer alır, isteyen yüzebilir. Darıdere’ye ismini veren akarsu, kamp yerindeki gölete ulaşmadan önce, Dağ Evi’ndeki misafirleri ağırlar. Esen rüzgarla ses veren ağaçlar, suyun yanı başında bütün haşmetiyle görsel bir şölen yaşatır.  İşte orada, yerden ısıtmalı 10 odası ile, özenli banyolarda sıcak duş imkanı ile, Dağ Evi beklemektedir sizleri. 30 kişilik yatak kapasitesi ile hizmete sokulan, yerden ısıtma tertibatlı odalarda, dağda konaklamanın keyfine uygun, ahşap ve taş malzemeler kullanılmış. Her odada özenle dekore edilmiş müstakil banyo-tuvalet bulunmakta. Kullanılan seramiklerin, lavabonun ve ahşap işçiliğinin kalitesi, buraya gelen konuklara da ne kadar özen gösterildiğini düşündürtüyor insana.

    Aynı özeni, Kamp Alanı Hizmet Binasında, çocuk bahçesinde, Kır Lokalinde, aslında her yerde hissediyorsunuz. Güler yüzlü, içtenlik dolu, dürüst ve doğal bir ortam var burada. Kır Lokali, açık ve kapalı alana sahip. Akşam serinliğinde ya da karlı kış aylarında, şömine başında sohbetle karışık “lezzetli” ve “bol kepçe” yemekler sunuluyor. Açık alanda ise; isterseniz hazır mangalda etinizi kendiniz pişirin, hatta yanına biraz biber-soğan-domates de koyun közlensin, isterseniz mangalda pişirilip servis yapılsın ya da diğer lezzetlerden tadın ya da kendi getirdiğiniz yemeklerle piknik yapın. Peki piknik yaptınız ya da size pişirilip önünüze konan nefis lezzetlerden tattınız, karnınız doydu. Hafif bir uyku hali de var zaten, tavsiyemiz çimlere uzanıp 400 yıllık çınarın gölgesinde, hafif hafif esen rüzgarın huzuruyla az biraz gözlerinizi dinlendirmeniz. Ya da ağaçların arasında hamakta keyifli bir uyku çekebilir, kitap okuyabilir, tatlı sohbetlerle vakit geçirebilirsiniz. Hatta tavla atabilir, Tabu, monopol, okey oynayabilirsiniz. Dinlendikten sonra “spor zamanı geldi” diyebilirsiniz.

    Alternatifler çok; 45x90 ebadında futbol sahasında, bol oksijeni ciğerlerinize doldurarak spor yapabilir, yanında yer alan sahada voleybol oynayabilirsiniz.Çocuk bahçesine her yaştan çocuk kabul edilir, merak etmeyin. Ağaca çıkmak serbest. Yürüyüş yapmak isteyenlere 40 000 dönümlük arazi hazır, beklemekte. Eğer yüzmek isterseniz, işe hemen yakında bulunan göletle başlayabilir, usul usul akarak devamlı tazelenen suyuyla, tertemiz gölete balıklama dalabilir ya da kıyısında oluşmuş doğal kumluk alanından kendinizi serin sulara bırakabilirsiniz. Hemen hatırlatalım, bu suda yüzerken “eyvah çok soğuk, her tarafım morardı, kırmızı benekler oluştu” diyene rastlanmamıştır.

    Hadi şelalede yüzelim…

    Hem yürüyüş yapıp hem de yüzmek isterseniz, dağ evinin yanındaki köprüden geçip, önce sevgi arsızı çok şirin köpek yavruları ile oynayabilir, kazlarla konuşabilir, horozun tavuklar arasında vakur yürüyüşünü seyredebilir, sonra da yola koyulursunuz. Doğanın içinde, akan suyun sesiyle birlikte 1.5 km. lik bir yürüyüşten sonra muhteşem bir şelale beklemektedir sizi. Bu arada şelaleye isterseniz araçla bırakabilirler, yüzdükten sonra dönüşü yürüyerek yapabilir, yine isterseniz araçla dönebilirsiniz. Şelalede yüzmenin keyfini anlatmak çok zor. Güneş gördüğü için hiç de soğuk olmayan ancak dirilten ve dinç kılan bir suyu vardır şelalenin.Aslında buralarda her taraftan su fışkırır… Milli Parkın yanı başında yer alan bu mekanda tabiat, olağanüstüdür doğal olarak. Saymakla bitmez keşfedilecek ayrıntıların ve görsel şölen sunan manzaraların sayısı.

    Ağlayan şelale;

    400-500 yıllık çınarlar, en başta sayılan bitki ve ağaç türlerinin harmanlandığı bir alan ve nicesi… Bu arada günübirlik yürüyüşlerden başka dağ sporu ile ciddi anlamda ilgilenenlere, oluşturulan parkurlarda rehber eşliğinde hizmet de veriliyor. Fotoğraf çekmeyi sevenler için doğanın bin bir çeşit görüntüsü fazla söze yer bırakmıyor. Arzu edenler panoramik seyir için özel mekanlara götürülüyor. 

    Yemekte Neler Var?

    Darıdere Kır Lokalinde günübirlik ve yatılı misafirlere; kahvaltı, köy kahvaltısı, et mangal ve kavurma çeşitleri, kiremitte alabalık, alabalık güveç- sac kavurmanın yanı sıra, biber borani, nefis haydari ve diğer lezzetli meze çeşitleri sunulmakta. Patlıcan salatasının lezzetini nereden aldığını keşfedene kadar bir de bakıyorsunuz ki, bitmiş! Hemen bir tane daha isteyip, etin yanına ne kadar yakıştığını düşünüp, tarifini soruyorsunuz. Cevabını öğrenmek isteyenlerin gideceği yer belli… Dalından koparılarak yapılmış birbirinden lezzetli kiraz, çam filizi, kuşburnu, dağ çileği ve diğer reçel çeşitleriyle, özel keçi peyniriyle, tereyağında mis gibi taze günlük yumurtadan yapılan omletiyle, yine dalından kopmuş domates, salatalık ve yeşilliklerle hazırlanan sabah kahvaltısını da denemenizi öneririz. Ayrıca, gruplara özel olarak -bir gün önceden rezervasyon yapılması halinde- nefis Kuyu Tandır-Fırın Tandır veya Kaburga Dolması, servise hazır hale getirilmekte. Anlaşılacağı üzere, burada misafirlere sunulan sebze ve meyvelerin tamamına yakını, Darıdere Tesisinde özel bir alanda, organik yöntemle üretilmekte. Ekmeklerini de yine burada, kendileri yapıyor. Bir özelliğin de altını çizmek gerekir ki; burada akan sudan elektrik üretilmekte, güneş enerjisi kullanılarak sıcak su temin edilmekte. Doğayı incitmeden, onun bize sunduğu nimetlerden yararlanmak ve yaşama geçirmek,doğaya duyarlı olmak gerektiğini bilerek Darıdere’nin tanıtımını yapmak için kolları sıvadık...

    Ve deniliyor ki;

    “Darıdere’ye gelenler bilmeliler ki, doğayı incitmeden, onun bize sunduğu nimetlerin tadına varmak gerekir.”Huzur, her mevsim ağaçların aldığı gökkuşağı renklerindedir…

    Göletlerin duru suyu sessizce konuşmakta, akan suyun ahengini, şelalelerin coşkusunu dinlemektedir adeta. Rüzgarın sesi ise yaprakların şarkısıyla bütünleşmekte, sanki insanoğlunun ruhunu her mevsim temizlemektedir. Darıdere’ye gelenlerin dillendirdiği gibi: “fotoğraflar kifayetsiz kalıyor, burayı yaşamak gerekiyor”

    Unutmayın; buraya geldiğinizde,ciğerlere dolan oksijen yüklü havayı soluyarak, muhteşem doğanın mis gibi kokusunu içinize çekerek kendinizi yenileyecek, hayatınıza unutulmaz an’ lardan birini daha ekleyeceksiniz.

    Adres: Darıdere A Tipi Mesire Yeri, Dağ Evi, Çadır ve Karavan Kamp Alanı, Balıkesir İli, Edremit İlçesi, Altınoluk Beldesi sınırları içinde yer alır. Altınoluk merkezinden Çanakkale yönünde yola çıkıp 7 km. sonra Narlı Köyü’ne giriş yapmanız gerekir.

    Altınoluk’a bağlı bu şirin köyümüzün içinden geçerek yola devam ederseniz, Darıdere yazan levhaları takip ederek, Kazdağlarının ve ormanın büyülü manzarası eşliğinde, 13 km. sonra tesise ulaşabilirsiniz.

     

  • Kampçılık

    Doğa ile baş başa kalmak, şehir yaşantısının stresi ve zorunlulukları olmadan sakin bir hafta sonu geçirmek çoğu kişinin hayalidir. Bu hayali gerçekleştirmekse sanıldığından daha kolaydır.

    Kampçılığın ilk kuralı doğaya saygıdır. Kamp yapmak için el değmemiş, yemyeşil güzel bir yer seçtiğiniz zaman, kampı topladığınızda o yerin aynı şekilde kalacağına emin olmalısınız.
     

    Şehir hayatının monotonluğu ve günlük iş rutini arasına sıkışan günümüz insanı, çıkış noktasını farklı hobilerde bulmaktadır. Bir kısım insan kültürel yaşamını zenginleştirecek sinema, tiyatro, spor gibi hobilere ağırlık verirken, son günlerde birçok kişi, yükselen trend olarak alternatif sporlara ve doğaya yönelmekte.

    Macera ve heyecan arayışını bu tarz sporlarla karşılayan gruplar hem doğaya yakın olmakta hem de bedensel aktivitenin yoğun olduğu farklı bir tatil anlayışını hayata geçirmektedirler. Su sporlarından hoşlananlar tekne, yelken, kano ve rafting gibi aktivitelere yönelirken, daha fazla heyecan arayanlar yamaç paraşütü ve delta kanat gibi hava sporlarının eğitimini tercih ediyorlar. Farklı arazi koşullarında ilgi çekici noktalara ulaşmak isteyenler ise mountain-bike, dağ yürüyüşü, mağaracılık gibi sporlarla uğraşmakta.

    Yüksek adrenalin içeren ve yoğun bir beden-zihin konsantrasyonu gerektiren bu tarz sporları birleştiren ana kavramsa kampçılıktır.
    Tüm doğa sporlarının ortak noktası şehirden uzakta yapılmalarıdır. Gün boyu ister bir 4x4 araçla bilinmeyen rotaları keşfedin, ister uzak tepelerden parapant ile uçuş yapmaya gidin, ister çılgın nehirlerde rafting yapın, güneş batarken tüm yollar kamp yerine çıkar. Sadece alternatif sporlarla uğraşanlar değil, doğa fotoğrafları çekenler, kuş gözlemcileri ya da sadece açık havada yürüyüşü ve pikniği sevenler için kamp yapmak hem tamamlayıcı bir aktivite hem de başlı başına keyifli bir hobidir.

    Motorsporları ile doğa tutkusunu bir arada yaşayan insanlar doğada el değmemiş, ilgi çekici yerler bulmak için pratik bir araca sahiptirler: 4x4 araçlar. Zor arazi koşullarında bile yol alabilen bu araçlarla yolun kendisi bir maceraya dönüşürken, off-road’cular kimsenin gidemediği uç noktalara ulaşma şansını bulurlar.

    Doğa ile baş başa kalmak, şehir yaşantısının stresi ve zorunlulukları olmadan sakin bir hafta sonu geçirmek çoğu kişinin hayalidir. Bu hayali gerçekleştirmekse sanıldığından daha kolaydır.
     

    Başarılı bir kampın bazı olmazsa olmaz ana koşulları vardır: Doğru bir grup, doğru araç gereç ve doğru prensipler. 
    İlk başlayanlar için birlikte kamp ve doğa aktivitelerine katılacağı grubu doğru seçmek çok önemlidir. İnternet üzerinde kısa bir araştırma, kamp ve doğa yürüyüşleri yapan gruplarla bağlantıya geçme şansı verir. 4x4 araçları olan ya da bu tarz faaliyetlere ilgi duyanlar ise İstanbul Off-Road Kulübü – İSOFF’un sitesine girip bilgi alabilirler.

    Kampçılık için hangi malzemeler gerekir?

    Ana malzemeler iyi bir çadır, iklim şartlarına göre uyku tulumu ve mattır. Bu malzemeler farklı kalite ve fiyat aralıklarında herhangi bir outdoor mağazasından rahatlıkla temin edilebilir. Dikkat edilmesi gereken şey, limitleri tanımlamaktır. Sadece baharda hafta sonları şehir yakınlarında kamp yapılacaksa kutup şartlarında ekstrem malzeme satın almak gereksiz bir harcama olacaktır.


    Rahat giysiler ve yürüyüş ayakkabıları, yağmurluk, temizlik malzemeleri, kamp ocağı, hafif mutfak malzemeleri, el feneri, dürbün, çok amaçlı çakı, dikiş seti, güneş koruyucu, ilk yardım malzemeleri de iyi bir kampçının listesinde bulunması gereken eşyalardır. Maceracı bir kampçı yanından bölge haritasını, telsizini, pusulasını, GPS’ini eksik etmemelidir.

    Doğada kamp yapmanın basit prensipleri vardır, bu kurallara uyulursa, kampçılık ailecek yapılabilecek keyifli bir aktivite hâlini alır.

     

    Ana kurallar…

    Kampçılığın ilk kuralı doğaya saygıdır. Kamp yapmak için el değmemiş, yemyeşil güzel bir yer seçtiğiniz zaman, kampı topladığınızda o yerin aynı şekilde kalacağına emin olmalısınız.

    Bazen verdiğiniz zararın farkına bile varamayabilirsiniz. Mesela yüksek irtifada uzun süre çadır kurulduğunda, büyümek ve çiçek açmak için sadece 1-2 ay vakti olan dağ bitkilerini engellemiş ve belki de yılarca sürecek bir hasar vermiş olabilirsiniz. En basit seçenek farklı alanlarda kamp yapmak yerine devamlı aynı alanı kullanmaktır. Temizlik ve tuvalet gereksinimlerini su kaynaklarını kirletmedenhâlletmek, ateş yakma ve tamamıyla söndüğünden emin olmadan kampı terk etmeme konusunda özenli olmak, çevredeki doğal oluşumlara müdahale etmemek ve geride hiçbir şekilde çöp bırakmamak ana kurallardır.

    Doğaya zarar vermeme dışında iyi bir kamp yeri, ulaşım yollarına ve su temin edilebilecek yerlere fazla uzak olmamalı; sel, fırtına, heyelan, yıldırım gibi tehlike yaratacak yerlerden uzak kurulmalı; rüzgâr almayan ve eğimli olmayan bir yer olmalıdır. Çadır kuracağınız alanı temizlemeniz, rahatsızlık verici ufak taş ve köklerden arındırmanız hem rahat bir uyku çekmenizi hem de çadırınızın zarar görmemesini sağlar.

    Bir başka önemli husus da kamp kurarken yörede yaşayan insanlara rahatsızlık verilmemesidir. Otlaklara ya da tarlalara yakın yerlerde kamp kurmamak, kamp kuracağınız bölge sınırları içindeki muhtara veya jandarmaya haber verip izin istemek sizi birçok sıkıntıdan kurtarabilir.

  • - Ormanlar yazın ısıyı 5-8 derece düşürür, kışın 1-3 derece yükseltir. Nemi sabit tutar.

    - Bir hektar ladin ormanı 32 ton, kayın ormanı 68 ton, çam ormanı ise 40 ton toz emer.

    - Yapraklı ağaçlardan oluşan bir bölgede 50 kuş türü yaşar.

    - Ormanlar ağaçsız bir alandan 8 kat daha fazla humus üretir.

    - 25 m boyunda bir kayın ağacı saatte 1.5 kg oksijen üretir.

    - 100 yaşındaki bir kayın saatte 40 kişinin çıkardığı karbondioksiti yok eder.

    - 100 yaşındaki bir kayın yılda 30.000 litre su çeker ve erozyonu önler. - 1981 yılında askeri yönetimin yaptığı orman yetiştirme çalışması 1982-1990 yıllarında yapılan çalışmaların toplamına eşittir.

  • Yaylalarımz

    Yayla, çevreye göre daha yüksek anlamına gelir.Fazla engebeli olmayıp düz ve otlaklarla kaplı, suyu bol olan yaylalar hayvancılıkla geçimlerini sağlayan topluluklarca yılın belirli aylarında hayvanlarına taze ot temini ve aynı zamanda hayvansal üretimlerini (süt, peynir, yağ gibi) yapmak amacıyla kullanılır. Geleneksel kültürümüzün önemli bir öğesi olan yaylacılık faaliyetleri, yoğun olarak özellikle Akdeniz, Ege, Karadeniz, İç Anadolu ve kısmen Doğu Anadolu Bölgelerimizde günümüzde de devam etmektedir.