Yüksekliğe Uyum Sağlama ( Aklimatization )

Çok
5 yıl 5 ay önce - 7 ay 1 hafta önce #105 Yazan: GeZGiN
GeZGiN konu oluşturdu: Yüksekliğe Uyum Sağlama ( Aklimatization )
Yüksek İrtifâda meydana gelen dağ hastalıklarının en önemli dış sebebi, yükseklere normalden daha süratli çıkmaktır. Bu olay çok nadir olarak zorunluluktan olsa da, çoğu zaman keyfî sebeplerden kaynaklanır. Bilhassa dağcılıkla ilgilenen yeni kişilerde, neler yapabileceklerini ispatlama çabası olarak yüksek bir tempo ile gereğinden fazla bir sürate ulaşılmaktadır. Bu başarıdan değil, bilinçsizlikten kaynaklanır. Yüksek irtifâda, ulaşılan râkımdaki düşen oksijen molekülü seviyesine kişinin alışabilmesi için vücûtta meydana gelen değişim sürecine "Yüksekliğe Uyum Sağlama" (Y.U.S.) veya aklimatizasyon adı verilir. Bu alışma süresi, farklı bünyelere sâhip kişilerde farklı sürelerde olur.

Deniz seviyesinden 3281 feet yüksekte bulunan bir kişi, 674 mmhg'lık bir basınca ve beraberinde o seviyedeki oksijen miktârına uyum sağlamıştır. Kişi, bulunduğu yükseklikten irtifâ kazanmaya bağlı olarak, basıncın 596 mmhg'ye düştüğü 6562 feet yüksekliğe geldiğinde, vücûdunun bu seviyedeki daha düşük olan oksijen miktârına uyum sağlaması gerekmektedir. Aslında bu uyum sâdece oksijensizlikle ilgili değil düşük basıncın meydana getirdiği bâzı ruhsal ve fiziksel tıbbî rahatsızlıklarla da bağlantılıdır. Yüksek râkımlarda ikâmet edenlerin, eşit yükseklikteki dağlara tırmanmada deniz seviyesine yakın yerlerde yaşayanlara göre daha avantajlı oldukları bir gerçektir. Bu, kısmen daha düşük oksijen miktârı altında iş yapabilme gücüne uyum sağlamakla ilişkilidir.

Yüksek irtifâya uyum sağlama (aklimatizasyon) esnasında vücutta meydana gelen değişiklikleri şöyle sıralamak mümkündür;

1- Erken değişiklikler:
+Yüksek solunum: Solunan havanın içindeki oksijen molekülü miktârının düşmesine bağlı olarak solunum sayısının ve derinliğinin artması (hiperventilasyon). Tırmanma esnasında kasların yoğun tempo ile çalışması ile kimyasal değişim (fermantasyon) sonucunda ortaya çıkan ve vücuta 5 dakikadan fazla kalması ile kişiyi öldürebilecek bir asit olan laktik asitin, kimyasal değişim ile karbondioksite dönüştürülmek kaydıyla vücûttan atılır. Fakat bu işlemde, laktik asitin karbondioksite dönüştürülmesi için oksijen gazına ihtiyaç vardır ve irtifâdan kaynaklanan düşük seviyedeki oksijeni, boyun atardamarındaki (şah damarındaki) basınca duyarlı alıcılar (kemoreseptörler) yardımıyla anlayan vücût, yeterli miktarda oksijen alabilmek için solunum sayısını ve derinliğini arttırır. Bu olaya "Yüksek Solunum" (hiperventilasyon) adı verilir. Vücuta gerçekleşen bu yüksek solunum, akciğerlerden sıvı kaybının ve kandaki oksijen miktârının artmasına yol açarken kandaki karbondioksit miktarın da azaltır. Fakat bu işlemler sonucunda bile kandaki kısmî oksijen basıncı (PO2) hiçbir zaman deniz seviyesindeki rakamlara ulaşamaz.

+Yüksek idrar miktarı: Yüksek solunum sırasında, akciğerler vâsıtasıyla normal miktarından daha fazla dışarı atılan karbondioksitin vücuttaki miktârı azalır. Karbondioksit, vücût asit-baz dengesinde asit lehine çalışırken bu azalmayla birlikte düşen asit miktârı dengeyi baz lehine bozar. Bunu telâfi etmek için böbrekler vücûttan alkali bir madde olan bikarbonat (HCO3) atımını arttırır. Yüksek miktardaki bikarbonatın vücûttan atılabilmesinin sâdece idrar yoluyla mümkün olması, yüksek irtifâdaki idrar miktârının artışını ifade eder. Bu uyum sistemi, vücûtta yüksek solunum başladıktan 30 ilâ 40 saat sonra devreye girer. Kişi geceleri birden fazla idrar yapma ihtiyâcı hisseder. Eğer bu olay vücutta hissedilmiyorsa, yetersiz sıvı alımı (dehidratasyon) vardır ve yüksekliğe sağlanan uyum iyi değildir.

+Yüksek hızda kalp atışı: Yüksek râkımlara ulaşıldıkça akciğerlerde kılcal damarlar (kapiller) büzüşmeye başlar. Bu büzüşme, yüksek hızdaki kalp atışı ile akciğere gelen kan akımına karşı bir direnç meydana getirerek, akciğer atardamarı basıncını yükseltir. Yükselen basınç, irtifâ kazanmaya devam etmek sûretiyle tehlikeli boyutlara ulaştığında, damarlardan akciğer dokusuna sıvı sızmasına ve sızan sıvının birikmesi sonucunda dağcıyı ölüme götüren akciğer ödemini meydana gelir. Yüksek hızdaki kalp atışı vücût dokularına daha fazla miktarda oksijenin iletilmesini sağlar. Kalp atışının hızlanması ile pompalanan kan ve dolayısı ile hıza bağlı olarak oksijen iletilir. Yüksekliğe uyum sağlandıktan sonra, 6000 metre ve üzerindeki yükseklikler hâriç kalp hızı normale yaklaşır.

2- Geç değişiklikler:
+Alyuvar sayısı artar: Yüksek irtifâya alışma süresi devam ederken, vücût kanın oksijen taşıyabilme kapasitesini arttırabilmek için, kemik iliğinde oksijen taşıma işlemini gerçekleştiren alyuvar (hemoglobin) üretimini arttırır. Üretilen alyuvarlar 4 ilâ 6 gün sonra kanda ortaya çıkarlar. Yüksek irtifâya uyum sağlamış bir dağcıda, deniz seviyesindeki normal bir insanın sâhip olduğu değerden % 30 ilâ 50 arasında daha fazla alyuvar vardır.

+2,3-difosfogliserat üretimi artar: Oksijenin alyuvarlarla bağ kurarak birleşmesini engeller ve dokulara salınımını kolaylaştırır.

+Kılcal damar sayısı artar: Oksijen, dokulara sâdece kılcal damarlardan geçtiği için, kılcal damar sayısının artması dokulara oksijenin geçişini kolaylaştırır. Vücût bu sebeple kılcal damar sayısını arttırmaya çalışır ve ince dokularda daha çabuk meydana gelir.

Yüksekliğe uyum sağlamanın temel kuralları ise şunlardır:
+Mümkün olduğu kadar 2500m.nin üzerine herhangi bir araçla hızlı bir şekilde çıkmayın. Daha fazla yükselmeniz gerekiyorsa bu râkımdan îtibâren yürüyerek yükselin. Hızlı ve âni bir şekilde irtifâ almışsanız, bulunduğunuz râkımdan îtibâren ilk 15-20 saat aşırı efor gerektiren idmanlar yapmayın.

+Bir günde alacağınız irtifânızı düşük tutun. Normal bir dağcı orta yüklü bir vaziyette, bir gün içinde sâbit bir tempo ile zorlanmadan 1000 ve daha yüksek metrede irtifâ kazanabilecek yapıda olsa da, çok yüksek irtifâlar için günde en fazla 400-600 metre yükseklik kazanılmalıdır. 4500-5000m.nin altındaki irtifâlar için ise günde 1000m.den fazla irtifâ alınmamalıdır.

+Yüksek irtifâda bir tırmanış ile kamp alanına vardıktan sonra 300-400m.daha yükselip geri kamp alanına dönerek orada uyuyun. Bu hareket vücûdun yüksek irtifâya alışması için çok faydalı olur.

+Çok basit seviyede yüksek irtifâ hastalıkları varsa kısa bir süre daha tırmanış yapılabilmesine karşılık orta şiddette dağ hastalıkları görülüyorsa belirtiler geçene kadar daha fazla irtifâ kazanmayın. Hastalık belirtilerinin şiddetlendiği durumlarda ise mutlak sûretle irtifâ kaybedilmelidir.

+Bol miktarda sıvı alın. Alacağınız sıvının içine meyve karışımları, oralet gibi katkılar katmanız vücût asit-baz dengesinin düzenlenmesine de yardımcı olur. Nihâi tırmanışa başlanmadan önce 1,5 litreye yakın sıvı alınmalıdır. Alınan sıvının sıcak olması da vücûttan gereksiz enerji kaybını da azaltır. Eğer bulunduğunuz râkımda idrar rengi koyu ve miktârı da az ise bu, yetersiz sıvı alımına işârettir ve yüksek irtifâya uyum sağlamanız için engel teşkil eder. İdrar miktârınız fazla, rengi ise açık ve berrak olmalıdır.

+Yüksek irtifâya çıktığınız ilk günlerde vücûdu aşırı yoran faaliyetlerden kaçının. Hafif işlerle meşgûl olmak, solunumun yavaşlaması ile vücûda giren oksijen miktârını azaltan uykudan daha iyidir.

+Alkol, sigara, uyku hapları ve sakinleştirici gibi ilaçlar solunumu baskılamaları sebebiyle kesinlikle kullanılmamalıdır.

+Yüksek irtifâda, ağır yük ile çok yorulduğunuz günlerde ve bilhassa gecelerinde, protein ve yağlara göre yakılması daha kolay olan karbonhidrat ağırlıklı beslenin. Enerjiye dönüştürülmesi esnâsında düşük miktarda oksijen harcaması, özellikle sindirim sırasında vücûdu diğer besinlere oranla daha fazla rahatlatır. Fakat günlük kalori ihtiyâcının tümünün karbonhidratlardan sağlanamayacağı için istirahat günlerinde proteinli ve yağlı gıdâlar alın.
Son Düzenleme: 7 ay 1 hafta önce Yazan: GeZGiN.

Lütfen sohbete katılmak için Giriş .

Sayfa oluşturma süresi: 0.151 saniye