Yüksek irtifa dağ hastalığı

Çok
5 yıl 5 ay önce - 7 ay 1 hafta önce #106 Yazan: GeZGiN
GeZGiN konu oluşturdu: Yüksek irtifa dağ hastalığı
DAĞ HASTALIKLARI

Yüksek irtifâ dağ hastalığı (High Altitude Illness-HAI) içinde, Akut Dağ Hastalığı, Yüksek İrtifâ Beyin Ödemi ve Yüksek İrtifâ akciğer ödemi yer almaktadır. Yüksek irtifâya çıkıldıktan kısa bir sonra, özellikle irtifâya uyum sağlayamayan kişilerde çok kolay gelişebilen beyin ve akciğerin işlevlerini bozabilen hastalıklar grubu olarak da tanımlanabilir.

Akut Dağ Hastalığı (Acute Mountain Sickness-AMS): 2400m. nin üzerine âni çıkışlar yapan kişilerin çoğunda, baş ağrısı, baş dönmesi, boşluk hissi, hâlsizlik, mîde bulantısı ve beraberinde istifrâ, gibi hafif rahatsızlıkların meydana geldiği duruma "Akut Dağ Hastalığı" ismi verilmektedir. Kişinin, az oksijenli (hipoksik) ve düşük hava basınçlı (hipobarik) ortama yeterli uyumu gösterememesi sonucu ortaya çıkan belirtilerdir. Dağcıların sıklıkla yakalandığı ve zirveye çıkılmasını engelleyen bir durumdur. 50 yaş üzerindeki görülme sıklığı gençlere göre daha azdır. Daha önce dağ hastalığıyla karşılaşılmamış olması bir başka tırmanışta da karşılaşılmayacağı anlamına gelmez. Bu hastalık basit seviyede irtifâdan meydana gelir. Fakat irtifâ kazanmanın devam ettiği süre boyunca basit hareketlerde bile nefes nefese kalma ve dengesizlik ile bu hastalıkta ilerleme görülür. Kişiyi ölüme dâhi götüren bu durumda, iki ciddi rahatsızlık ortaya çıkar; "Akciğer Ödemi" ve "Beyin Ödemi". Hızlı tempoyla ve aşırı yükle yapılan tırmanışlardan sonra ortaya çıkar ve bu hastalık dâhilinde baş ağrısı mutlakâ görülür. Akut Dağ Hastalığı, yüksek irtifâya çıkıldıktan 10 veya 20 saat gibi bir süreden sonra ortaya çıkar ve 2400m. yükseklikteki yoğunluğu %17 seviyelerindedir. Bu hastalık bir günde çıkılan irtifâya, sarf edilen çabaya ve kişinin bünyesine bağlı olarak değişir. Akut dağ hastalığı; irtifâ, yaş, sıvı alımı ve yüksekliğe uyum sağlamak ile ilişkilidir. Hastalığın 2400m.de görülme ihtimâli %12-15, 2500m.-2800m. aralığında % 20 ve 3000m.nin üzerinde görülme ihtimâli ise %40'ın üzerine çıkar. 4400m.nin üzerine çıkan kişilerde ise görülme sıklığı %75'i bulur. Dağ hastalığında ilk önce görülen baş ağrısı zonklayıcı bir şekilde, başın her iki yanında ve ön kısmında, yatay pozisyonda iken ve sabahları şiddeti artan bir ağrıdır. İştah azalır ve daha ciddî vâkâlarda mîde bulantısı ve istifrâ görülür. Ciddi derecede halsizlik ve güçsüzlük kişiye ileriki derecelerde bir bardağı bile tutamayacak duruma getirir. Uykuya dalmakta sorun yaşanır ve uyku kalitesi bozuktur. Kişi uyurken dinlenemez. Akciğerlerde biriken sıvının oluşturduğu bir durum olarak steteskop ile sırttan dinlenerek duyulabilen hışırtı şeklindeki sesler akciğer ödeminin belirtileridir. Ellerde, ayaklarda ve bunlara nazaran daha yumuşak bir dokuya sahip olan yüzde, gözle görülebilen belirgin şişmeler olur. Yüksek derecede terleme yolu ile atılan sıvıdan dolayı idrar miktârında azalma ve gelen idrarın renginde belirgin koyuluk vardır. Gözün ağ tabakasında %5 ilâ %40 arasında görülen kanamalara rastlanabilir. Dağ hastalığına yakalanılma durumunda, daha ciddi rahatsızlıklara zemin hazırlamamak için bulunulan yükseklikten daha fazla irtifâ kazanılmaması gerekir. Hasta dinlendirilerek bol miktarda sıcak sıvı verilir. Baş ağrısı için Vermidon, Novaljin, Parasetamol gibi ağrı kesicilerin verilmesinde sakınca yoktur. Bulantı ve kusma için günde 3-4 kez Metpamid ve Emedur tablet alınabilir. 400 ilâ 500 metreye yakın irtifâ kaybı, inanılmaz derecede faydalı olarak hastada çok kısa sürede iyileşme sağlar ve büyük ölçüde kesin çözümdür. 6-12 saat boyunca dâhi belirtilerde düzelme olmazsa Diazomid-Diamox tablet, 250 mg'lık şekilde alınabilir. Bu, solunumu uyaran bir ilaçtır ve idrar söktürücü olarak böbreklerden bikarbonat atılımını arttırır. Sabah ve akşam 125'er gr. almak kâfîdir. Bu ilaç ağız kenarları ile el ve ayaklarda geçici olarak karıncalanmalar yapabilir. Tedâvi amacı dışında Diazomid, rahatsızlıklar ortaya çıkmadan önlemeye yönelik olarak kullanılmak amacıyla, kısa zamanda çok yüklü ve zorlu olarak günde 1000 metreden daha fazla irtifâ alınacağı zamanlarda, tırmanıştan 1 gün önce sabah ve aksam 125'er mg.olarak alınır ve tırmanış başladıktan sonra 2-3 gün devam edilip bırakılmak kaydıyla da kullanılabilir.

Yüksek irtifâya ulaşıldıktan sonra ilk günler uyku gelmez. Fakat tâkip eden günlerde bu sorun ortadan kalkar ve kişi ruhsal gerginlik ve uykusuzluk çekmez. Rahatsızlık durumu birkaç gün içinde düzelir. Gece Apnesi olarak isimlendirilen bir durumda ise, uyurken oksijen miktârındaki azalmaya bağlı olarak nefes kimi zaman durabilir ve kişi boğulma hissiyle paniğe kapılarak uyanır. Düşük oksijen seviyesinde bulunan ortam sebebiyle, vücûda gerekli oksijeni sağlamak amacıyla derin ve sık soluma olarak yüksek solunum (hiperventilasyon) meydana gelir. Beyinde oksijen veya karbondioksit azlığı ve fazlalığı gibi durumları tespit ederek solunumu düzenleyen merkezler, uyku sırasında azalan solunum ile çalışmaları aksar ve periyodik solunumu ortaya çıkarır. Eğer kişiye sıkıntı veriyorsa tedâvisinde Diazomid ve Diamox gibi asetazolamidler 125mg sabah ve 125mg akşam alınarak kullanılabilir. İrtifâya tırmanan dağcıların daha çok gıda tüketimine ve sıvıya ihtiyâcı olmasına rağmen iştahsızlık görülebilir. Beraberinde susama duygusunun azalmasından yetersiz sıvı alımı ortaya çıkar ve bu da vücutta elektrolit kaybına yol açar. Susuzluk kan hacminin azaldığının belirtisidir. Dağlarda mayhoş gıdalara karşı arzu artar. Bu olay vücudun asit ihtiyacından ileri gelir. Sarf edilen aşırı çabadan dolayı kanda ve kaslarda çok yüksek miktarda laktik asit birikir ve dış ortamdaki yetersiz oksijen akciğer yoluyla vücûda taşınamayıp, önceden birikmiş olan laktik asit karbondioksit olarak vücûttan atılamaz. Bu durum kişiyi yorar ve bitkinlik verir. Sıvı alımının yeterli seviyede olmamasından dolayı kanın yapışkanlığı artar ve bu da kalp damarlarının tıkanmasına ve kalp krizlerine sebep olabilir. Aşırı tuz ve potasyum kaybından dolayı tükenme seviyesinde bitkinlik görülür. Kalp ritmi bozukluklarına rastlansa da bu tehlikeli bir durum yaratmaz. Meselâ 6000m.nin üzerinde nabız sayılamayacak kadar düzensizdir. Öksürük, kuru ve soğuk havadan dolayı üst solunum yollarında tahriş ve buna bağlı olarak larinjit ve anjin çok kolay meydana gelebilir. İdrak ve muhakeme bozukluğu, umursamazlık, huzursuzluk, keyifsizlik ve ciddi sinirlilik çok sık görülür.

Yüksek irtifâ beyin ödemi (High Altitude Cerebral Edema - HACE): Beyin şişmesi olarak da isimlendirilir ve çok kolay dağcının ölümünü sağlayabilecek bir hastalıktır. Dağ hastalığının en ileri aşamasıdır ve bu da vücûdun yeterli oksijenlenememesinden ortaya çıkar. 3500 metrenin altında görülmez. Sürekli ve şiddetli baş ağrısı, hâfıza ve şuur kaybı (kişinin, bulunan yerin neresi olduğu, zamanın ne olduğu ve kişilerin kim olduğu konusunda gerçekleri tam bilememesi), muhakeme noksanlığı, vücûtta denge bozukluğu, yürürken yalpalama veya düşme, el ve kol hareketlerinde hâkimiyet kaybı, konuşma bozukluğu, dar açı ile çift, bulanık ve siyah-beyaz görme, yüksek irtifâ beyin ödeminin belirtileridir. Düsük oksijen seviyesi, beyin kan damarlarındaki kan akımını arttırır. Bunun sonucunda damarlardan dışarı sıvı sızar ve beyin hücrelerinde şişme meydana gelir. Ayrıca oksijensiz kalan beyin hücrelerinin yapıları çabuk bozulur ve bu da hücrenin şişmesi için farklı bir sebeptir. Hasta, çok âcil olarak aşağıya indirilmelidir. Gün ışığından faydalanmak amacıyla sabahı beklemek, ölümle sonuçlanabilir. Eğer hava şartlarının bozuk olması sebebiyle aşağıya inilemiyorsa, âcilen tedâviye başlanarak hemen 8 mg. Dekort ampul (dexametasone'dur ve 1 ampulü 8 mg.dır) kalçadan yapılır. Daha sonra her 6 saate bir Dekort veya Deksalon tablet alınır. Oksijen kesin bir şekilde hayat kurtarıcıdır, dakikada 4 litre boşalacak şekilde 4 ilâ 6 saat verilmelidir. Yukarıdaki fotoğraf 2001 yılında Pamir'lerin 7134m.'lik Pak Lenin Zirvesi solo denemesinde Yüksek İrtifâ Beyin Ödemi ile hayatını kaybeden, 2 yaşında bir kız çocuğu babası Sperlish Wickmer adında bir dağcıya aittir.

Yüksek İrtfâ Akciğer Ödemi (High Altitude Pulmonary Edema - HAPE): Normal şartlarda sıklıkla kalp yetmezliğine bağlı olarak görülen ve vücût içi basınç dengelerinin bozulması sonucunda akciğerlerde sıvı birikmesi ile bulgularını ortaya çıkaran bir durumdur. Belirtiler, yeni bir yüksekliğe ulaşılmasından îtibâren 24 ilâ 96 saat sonra ortaya çıkar. Görülme sıklığı kadınlarda, erkeklere nazaran daha azdır. Genellikle geceleri başlar ve 2500 metrenin altında pek görülmez. Yüksek irtifâ akciğer ödemine yakalanmış kişilerin % 50'sinde Akut dağ hastalığı belirtileri, % 15'inde de Yüksek irtifâ beyin ödemi belirtileri görülür. İstirahatte bile görülen nefes darlığı ile kişi sırt üstü tam yatamaz, özellikle tırnaklarda morarma, öksürük, köpüklü ve kanlı balgam, solunum ve kalp hızında artma, istirahatteki nabız sayısının dakikada 110'un ve istirahatteki solunum sayısının dakikada 30'un üzerine çıkması yüksek irtifâ akciğer ödeminin bulgularıdır. Normalde içerisinde hava bulunması gereken ve gaz değişimlerinin yapıldığı mikroskobik keseciklerde sıvı birikmesi ve ilerleyen durumlarda kişiyi ölüme götüren bir hastalıktır. Düşük oksijen seviyeli ortam, beyin ödeminde olduğu gibi akciğerlerde de soruna yol açar. Akciğerlerde refleks bir daralmaya sebep olarak akciğer damar sistemindeki tansiyonu yükseltir. Bu olayın yüksek irtifâ akciğer ödeminin temel unsuru olduğu düşünülmektedir. Damar içinde artan basınç iç sıvıyı damar dışına sızdırır ve yavaş yavaş alveoller içinde sıvı birikmeye başlar ve ödem meydana gelir. Harcana eforun fazla olması, yüksekliğe iyi uyum sağlamış dağcılarda da akciğer ödemini kolaylaştırmaktadır. Fakat yüksek irtifâda hiç efor sarf etmeyenlerde bile meydana geldiği bilinmektedir. Hastalığın tedâvi edilmediği durumlarda hastanın ölüm riski vardır. Tedâvi için süratle inişe geçmek gerekir ve 600 metrelik irtifâ kaybı bile gözle görülür iyileşme sağlar. İnişin hemen gerçekleştirilemediği durumlarda, vücûdu normal sıcaklığında tutabilmek için daha fazla miktarda oksijen harcamasından dolayı soğuk şartlar hastayı daha da kötüleştirir. Bu sebeple hasta, mümkün olduğunca sıcak vaziyette tutulmalıdır. Oksijen her şartta olduğu gibi akciğer ödeminde de hayat kurtarır, dakikada 4-6 litre boşalacak şekilde 4 saat boyunca tatbik edilir. Oksijen yokluğunda, akciğer atardamar içi basıncını % 30 oranında azaltarak kandaki oksijen basıncını fazla arttırmayan Nifedipine (Kardilat retard tablet, Nidilat kapsül) kullanılır.

Hipotermi, vücût sıcaklığının düşmesiyle gelen uyku ve sonrasında ölüme yol açan bir hastalıktır. Hafif şeklinde hastanın şuuru yerindedir, dolaşım bozulmamıştır. vücût sıcaklığı 32 derecenin üzerindedir. Daha sonralarında huzursuzluk ve şuur kaybı görülür. Metabolizma düşer ve hastanın kurtarılması için ısıtma gereklidir. Ciddi seviyede ise iç organ sıcaklığı 27 derecenin altına düşmesiyle ortaya çıkar. Hasta komadadır, kalp ve solunum ara ara durabilir.
Son Düzenleme: 7 ay 1 hafta önce Yazan: GeZGiN.

Lütfen sohbete katılmak için Giriş .

Sayfa oluşturma süresi: 0.148 saniye