Macahel

Çok
5 yıl 3 ay önce - 5 ay 1 gün önce #196 Yazan: GeZGiN
GeZGiN konu oluşturdu: Macahel
Macahel ya da Maçahel, günümüzde Türkiye'nin Artvin iline ve Gürcistan'ın Acaristan Özerk Cumhuriyeti'ne yayılan ve toplam on sekiz köyden oluşan vadi ve tarihsel bölgenin adıdır. Vadiye, Macahela veya Maçahela vadisi de denir.

Macahel'in Gürcistan tarafında kalan bölümünde (Aşağı Macahel) on iki, Türkiye tarafındaki bölümünde (Yukarı Macahel) ise altı köy yer alır. Yukarı Macahel bugün Camili yöresi olarak da anılır.

Kelime Anlamı
Gürcüce kökenli bir kelime olan Macahel, elimizin bilek kısmı (Maca) ve el (hel)kelimelerinin birleşimidir. Bilek, vadinin merkezindeki Camili Köyü'nü, el ise vadiye yayılmış diğer köyleri ifade etmektedir. Bu yaygın anlayışın yanı sıra, Macahel kelimesinin, “çamurlu ve verimli olmayan yer” veya cahe (çiğ, olgunlaşmamış) kelimesinden hareketle “meyve ve sebzelerin geç olgunlaştığı yer” anlamlarına geldiği de ileri sürülmüştür. Bir başka görüşe göre ise Macahel, "Maca Hav"dan dönüşmüş olup, Macahel deresine atıfla "küçük su" demektir.


Tarih
Macahel, Osmanlılar tarafından Fatih Sultan Mehmet döneminde fethedilmiştir. Osmanlı belgelerine göre Macahel, Artvin ve çevresinde kurulu Kıpçak Ortodoks Atabekler tarafından “yurtluk-ocaklık” olarak idare ediliyordu ve bir süre Akkoyunluların himayesindeydi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın ölümünde sonra ortaya çıkan karışıklıklar sonucu, Akkoyunlular bölgedeki iktidarını kaybetti. Bunun üzerine bölgedeki diğer beyliklerle birlikte Macahel de Osmanlılara katıldı. Borçka ve Aşağı Acaristan kesimini kapsayan Macahel’in, bölgedeki diğer rakip kardeş Atabek prenslerinin göz koyması yüzünden, kendi beylerinin rızasıyla Osmanlılara bağlanıp, güvenliklerini sağlamak istedikleri belirtilmektedir. Macahel bu şekilde, daha önce fethedilen Trabzon’a ocaklık olarak bağlanmıştır. Daha sonra Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlı Ocaklık-Beylik idaresinde kalan Macahel, XVI. Yüzyılın sonlarında Macahel Sancağı adıyla Çıldır (Ahıska) Eyaletine bağlanmıştır.

Fatih’in son Başveziri (1477-1481) Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa, kendi iktidarı zamanında fethedilen Macahel ve diğer bir beylik için şu bilgileri vermektedir: “Sultan Hazretleri, 884 (1479) yılında Şerefli Merkezinde (İstanbul) oturarak, Allah’ın yardımı ile düşmanları yenen ordusundan küçük bir fırkayı Gürcistan bölgesine gönderdi. Orada, Torul denilen (başkent) kale ile, Macahel ülkesini baştanbaşa fethettiler”.

Osmanlı döneminde sancak olarak yönetilen Macahel’in merkezi, zaman zaman değişmiştir. Evliya-Çelebi, Çıldır/Ahıska Eyaletine bağlı sancakları sayarken Macahel Sancağı için “Avkhetci Kal’ası, Sancakbey tahtıdır. Defter-i Hakanîde Macakhel yazar, sarp kal’adır” diyor.

Osmanlı Mühimme Defterlerinde ilk olarak Macahel Sancağından, evini bozan köylülerin yol keserek, Acaristan yolcularına zarar vermelerine engel olunması için, 981 (1573) yazında gönderilen bir Hüküm’de bahsedilmektedir. Macahel Sancağı ocaklı-beyleri olan Atabekler kolunun, 1479’daki fetih sırasında kendi arzularıyla Osmanlı ülkesine katıldıkları ve ancak 82 yıl sonra gönül isteğiyle İslamlığı benimsedikleri, 986 (1578) de başlayan Doğu-Seferleri’nin ilk Serdarı Lala-Mustafa Paşa’nın, Macahel-İmerhev-Şavşat Atabekleri soyundan Lağveş (= Şişman)-Ahmed Bey’e yazılan mektubundan anlaşılıyor. Mektupta, (970/1563 yılında Erzurum’daki Lalapaşa-Camiini yaptıran) Lala-Mustafa Paşa, Erzurum Beylerbeyiliği (1561-1563) sırasında yaptığı öğütlemelerle, İslam dinine girerek “Ahmet” adını alan ve 1578 de “Şavşat Sancağı Beyi” olan Lağveş’in, kaynatası olan Kakhet Bagratlı Kıralı bölgesini ve Ahıska ile Ahılkelek’teki Varazaoğlu’yu, Safîlilerden yüzdöndürüp Osmanlılara çevirmeye gayret etmesi isteniyor. Ayrıca “Ma’lumunuzdur ki, sabıkaa şeref-i İslamla müşerref olmanuza ve sa’adetlü Padişah’un (Kanuni’nin) rayet-i sa’adet-ayatile (Sancakbeyliliğile) akran ü emsal mabeynin de behre ve şeref bulmanuza, bu muhibbinüz sebeb-i zahiri düşüp” diye de hatırlatılıyor.

Gerek Yavuz Sultan Selim dönemindeki Trabzon Sancağı tahrir defterlerinde, gerekse Kanunî zamanında tutulan Atabek-Yurdu Gürcistan Vilayeti tahrir defterlerinde, 1479’daki fetihte itaat ettiği için yerli ocaklı-beyler elinde bir “hükümet”çik sayılan Macahel Sancağı’nın ve komşusu İmerhev ile Şavşat’ın da, XVI. Yüzyıl boyunca Osmanlı tahririne girmediği belirtilmektedir. XV. Yüzyıl ortalarında: 1) Samçkhe (Ahıska), 2) Şavşet (Macahel-İmerhev-Şavşat), 3) Cavakhet (Çıldır-Ahılkelek), 4) Kalarcet (Ardanuç-Artvin) ve 5) Tao (Tortum-Oltu-Tavusker-Yusufeli/Dav-Eli) adıyla beş bölgede beş kola ayrılan Atabekler- Yurdu (Sa-Atabago) bölgesini, Evliya-Çelebi’nin “Şavşadistan” dediği Çoruh-Acarsuyu (Acar-is-Tzkğali) kavuşağından Ardahan ve Posof’a kadarla kesimi kaplayan “Şavşet” bölgesi Atabekler kolundan her biri bir ocaklık-sancak sayılan Macahel, İmerhev ve Şavşat’a hakim olan üç kardeşin de, 1561-1562 yıllarında Erzurum Beylerbeyi Lala-Mustafa Paşa’nın delaletiyle Ortodoks-Hıristiyanlıktan dönüp, Hanefî-Müslüman olduklarını, yukarıda anılan Lala-Paşa’nın “Lağveş Ahmed Bey”e yazdığı mektup ile, şu belgeden anlayabiliriz:


“Erzurum Beylerbeyi’ne ve Defterdarına Hüküm ki, Macahel Sancağı Beyi (Atabekli Lağveş-) Ahmed Bey mektup gönderip: babaların ocağın (irsî hükümet bölgesini) büyük karındaşı (merhum) Mehmet Bey tasarruf ederken, üç kardeş bile birleştirilmek için, Liva-i mezbura Vilayet-Katibi (Erzurum’dan Hoca nam Emîn-i-Kalem, 978 sonunda/1571 Mayısında) gönderilip; varıp, tahrîr eyledükde: asıl ocakları (Macahel) beş kerre yüzbin akça ile büyük kardeş Mehmet Bey’e verilip; ve iyi yerlerinden iki kerre yüzbin akça ile (İmerhev bölgesi) küçük kardeşi Mahmut’a verilip; ve kendisine (Lağveş-Ahmet’e) has yerlerinden iki kerre yüzbin akçalığı (Şavşat bölgesi) dahi kendisine tevcih olunup, sonra, büyük kardeşi fevt olup, Sancağın yedi yüzbin akçalığı (Şavşat ile İmerhev) küçük kardeşine ve (üç) yüzbin akçalığı dahi kendisine tevcih olunup. Lakin kendinin (Macahel’den ibaret çok balkanlık ve verimsiz) sancağı gaayetle bîhasıl olmakla; büyük kardeşinden mahlul kalan üç kerre yüzbin akça, elinde olan harabenin (Macahel’in) üzerine zammolunup, cümle altı kerre yüzbin ile inayet buyurulursa, kardeşi oğlundan (Mehmet Bey’in küçük yaştaki oğlu Hüsrev’den) talep olunacak mal-i-mîrîyi eda etmesine taahhüt ederim, diye bildirdi”.

“İmdi, müşarün-ileyh Mehmed Bey’in (Macahel’e ait ocaklık) Beratında: kendinden sonra oğluna verile, diye (Kanunî fermanında) mukayyet olması, (Lağveş-Ahmet’in dileği) müyesser olmamıştır. Buyurdum ki: vardukda, müşarün-ileyhe tenbîh eyliyesin ki, kardeşi oğlunun zimmetinde olan mal-i-mîrîyi bîkusur cem’ü tahsîl eyleyip, Erzurum Hazînesi’ne teslim eyliye ki, irsaliyye ile kendine (sonu kopuk)”. (kısmen sadeleştirilmiştir).

Şavşat ile İmerhev’deki kardeşi ve yeğeninin Lağveş-Ahmet Bey’den şikayetleri üzerine gönderilen Hükümde de şunlar bildirilmektedir: “Erzurum Beylerbeyi’ne Hüküm ki, hala Şavşat ve İmerhev Sancakları Beyleri Mahmut ve (yeğeni, Mehmet Bey oğlu) Hüsrev dame izzehüma mektup gönderip: bundan akdem Vilayet tahrîr olunup, Sancaklarımızı ta’yîn eyledikde (1571 Mayısında), kıdvetü’l-ümeraü’l-kiram (Macahel Sancakbeyi) Ahmet dame izzehuya, Sancaklarımuz içinde ba’zı karyeler has ta’yîn eylemekle, Sancakları dahilinde olan karyelere gelip sakin olup—re’ayaya enva’-i ta’addî eylediğinden gayrı—, gavgaa eylemekden hali olmadığını; müşarün-ileyh sabıkaa kendi Sancağı’nda sakin olmak için Hükm-i Hümayun verilmişken; Sancağı’na varmayıp, Emr-i Şerifime muhalif, bunların Sancağı’nda sakin olduğun i’lam eylediler. Buyurdum ki: vüsul buldukda, müşarün-ileyhüm Beyler’e bu defa dahi tenbîh eyliyesin ki, her biri kendi Sancağı’nda sakin olup, eslemiyenleri yazıp, arzeyliyesin”. (kısmen sadeleştirilmiştir).

Şavşat ve İmerhev Beyleri Hüsrev ve Mahmut, ailelerinin büyüğü ve açgözlüsü Macahel Sancağı Beyi Ahmet Bey’in, Kakhet kıralı olan kaynı Aleksandre’nin Osmanlılara “ubudiyyet-namesi”ni getirirken kaçakçılık yaparak İran’a atlar savuşturduğunu da, İstanbul’a duyurmuşlardır. 1578 de Şirvan Seferi’ne çıkılırken, Kakhet Krallığını İran’dan çevirip el altından Osmanlılar’a döndürdüğü için mükafat olarak Şavşat Sancağı Beyi de tayin edildiğini gördüğümüz Lağveş-Ahmed Bey'in soyundan gelen “Atabekler” kolundan bugün Şavşat eşrafından ve tüccardan Musa Atabek’in elinde bulunan 1029 (1620) yılında yenilenmiş bir Osmanlı “temliknamesi”nde, (1561 de Lağveş’in İslam dinine girişi dolayısıyla Kanunî tarafından verilen yeni bir senetten) şöyle bahsediliyor: “Bundan akdem merhum Sultan Süleyman tarafından yurtluk ve ocaklık tarîkiyle verilen Şavşat ve İmerhev Sancağı’nda”.

1479’da Macahel bölgesinin fethiyle Osmanlı sınırı, ilk defa Çoruh sağına geçmiş oluyordu. Burası, batıdan Çoruh ile “Göniye-Batumu”, kuzeyden “Aşağı-Acara”, doğudan “İmerkhev” ve güneyden de “Livane (Artvin)” sancakları ile çevrilmiş bulunuyordu.

Macahel bölgesi, Acar-Suyu’ndan (Acar-is-Tzkğali) önce sağdan Çoruh’a karışan ve 16 Mart 1921 Moskova Antlaşmasıyla Batum ile Acaristan’ı (1877 de Türkiye’ninken Çarlığa bırakılıp, 3 Mart 1918 Brest-Litowsk Antlaşmasıyla geri alındığı halde) Anadolu’dan kopararak Sovyetler Birliği'ne bırakan ve daha sonra 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması'yla oluşan son devlet sınırına göre, baş kolları beride kalan Akriya (Uğur)-Çayı boylarındaki balkanlık derelerden ibarettir. Bu çayın başlarındaki Artvin’e bağlı 6 köyden ve mahallelerinden ibaret Macahel Bucağına, öteden beri halk arasında “Yukarı Macahel” ve sınır ötesinde kalan 20 (daha sonra göçlerle 18) köylük büyük bölümüne de “Aşağı Macahel” ve Acarlarca “Macahel-is-Pir” (Macahel ağzı) denilmektedir. 1289 (1872) tarihli IV. “Trabzon Salnamesi”ndeki mülkî düzen cetvelinde; merkezi Batum olan Lazistan Sancağı’nın, merkezi Khula (Kula/Kule) olan Acaristan Kazası’nın Macahel Nahiyesi’nde, halkının hepsi Müslim olan 3955 evli 26 köy bulunduğu belirtilmiştir. İşte bunlardan 6 sı bugün Türkiye sınırları içerisindedir.

Artvin’de İl Genel Meclisinin 1925 yılındaki toplantısında kamilen değiştirilmiş olan eski köy adlarının yerine konulan yenileri, bugün de resmen kullanılmaktadır. Artvin’in Borçka İlçesi’ne bağlı “Macahel Bucağı”nın (bugün için bucak yönetimi bulunmamaktadır) 6 köyünün 1925’ten önce ve sonraki adları şöyledir: 1) Khertvis (Bucak merkezi): Camili (buranın mahallesi “Kaftaret” =Sırtlanlı’nın yarısı sınırın ötesinde kalmıştır), 2) Mindiyet: Maral / Maralköy, buranın mahallesi İremet’tir. 3) Çayın başındaki Akriya: Uğur / Uğurköy, 4) Kuvabis-Tavi (Acara-Gürcücesinde (Acarca'da): “kayaların-tepesi” demektir): Kayalar, 5) Eprat: Efeler, 6) Zedvake: Düzenli. Resmî sayım yayınlarında Artvin ilinde gösterilen “Gürcüce konuşanların” bütünü Borçka’nın “Maradit (Muratlı)” (ve Macahel) Bucağı ile Şavşat’ın İmerhev/Meydancık bucağının köylüleri olup, dilleri “Acara-Gürcücesi” (Acarca) sayılır ve eski ile yeni Kıpçak ve Anadolu Türkçesi sözleriyle dolu bulunduğundan, İmeret (Kutayıs) ve Kartli (Tiflis) Gürcülerince anlaşılmaz..

Kaynakça
M. Fahrettin KIRZIOĞLU, Osmanlıların Kafkas – Elleri’ni Fethi (1451 - 1590), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2. Baskı, Ankara 1998.
Dündar AYDIN, Erzurum Beylerbeyliği ve Teşkilatı, Kuruluş ve Genişleme Devri (1535 - 1566), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1998.

Her Yönüyle Artvin-Maçahelliler Rehberi, Hazırlayan: Celal Şahin, Macahel Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı Yayınları, İstanbul 2000.


Kültür
Tarihsel konumu açısından önemli bir yere sahip olan Macahel yöresinde, Müslümanlığın kabulünden önceki dönemde Gürcü Kraliçesi Tamar ile ilişkili çok sayıda efsane vardır. Tamar’ın mezarının Macahel’in yüksek tepelerinde, Karçhal Dağlarında, Efeler Köyü’nde olduğu söylenir. Efsanelerde Tamar’ın Macahel’e, özellikle Efeler’e gitmeyi, Karçhal eteklerinde dolaşmayı çok sevdiği belirtilir. Macahel bölgesinde, eski tarihlerde inşa edilmiş çok sayıda kilise ve manastır vardı. Halen Efeler Köyü'nde kalıntıları bulunan manastırın Kraliçe Tamar’ın isteğiyle inşa edildiği sanılır.

Macahel'deki kapılı ve kemerli köprüler, tarihte yörenin bölgedeki siyasal, kültürel ve ekonomik yaşamda çok önemli bir yere sahip olduğunu gösteren eserlerdendir. Halen çeşitli örnekleri bulunun bu köprülerin varlığı Macahel'i gezenlerin de dikkatini çekmiştir. Bu köprülerden biri, Camili Köyü'nde sınırdaki Kavtaret mahallesinin iki yakasını birleştiren köprüydü. Türkiye-Sovyet sınırı çizilinceye değin bu köprü varlığını korumuş, ancak daha sonra Sovyet yönetimince yıkılmıştır.

Macahel'in Müslümanlığı kabul etmesinden sonra yörede çok sayıda cami ve mescitler inşa edilmiştir. Macahel'deki camiler, süslemeleri açısından dikkat çekicidir. Camilerdeki ahşap oymalar son derece başarılıdır.
Son Düzenleme: 5 ay 1 gün önce Yazan: GeZGiN.

Lütfen sohbete katılmak için Giriş .

Sayfa oluşturma süresi: 0.275 saniye