Fotoğraflar

Giriş

Türkiye’deki Dağ Sistemleri hakkında bilgiler

Alp-Himalaya dağ kuşağında yer alan Türkiye’nin yaklaşık yarısı dağ ekosistemi içersinde yer almaktadır. Dağ, sadece bir yüksek kütle olmayıp, bulunduğu iklim bölgesi içerisinde ayrı bir ekosisteme damgasını vurmaktadır. Nitekim dağlık kütlenin uzanışı ve bakısı; yağış, sıcaklık, rüzgar, bulutluluk, sis oluşumu gibi birçok iklim elemanları üzerinde etkilidir. Bu özellikleri ile dağ, ayrı bir ekosistem oluşturmakta ve bu ekosisteme ise ekolojik sınıflandırmada “orobiyom” denilmektedir. Tüm coğrafi bölgelerimizde dağların varlığına bağlı olarak çeşitli orobiyomlar bulunmaktadır.

Dağların uzanışı ve yüksekliği, Türkiye’de farklı bitki ve orman kuşaklarının ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Örneğin Kuzey Anadolu dağlarının kuzey yamaçlarındaki farklı orman kuşakları ve özellikle Doğu Karadeniz Bölümü’ndeki Ladin ormanlarının varlığı, Karadeniz’den gelen nemli hava kütlesinin dağlar boyunca yükselmesi ile oluşan sisle ilgilidir. Yine Doğu Karadeniz kıyılarının kışın nispeten ılık geçmesi yükseltinin oluşturduğu fön rüzgarlarına bağlıdır.

Toros dağlarının güney, Kuzey Anadolu dağlarının kuzeye bakan yamaçlarının fazla yağış alması, dağlar boyunca cephelerin engellenmesinin bir sonucudur. Ayrıca dağlar arasında uzanan tektonik kökenli koridorlar ile dar ve derin yarılmış vadiler, yağmur gölgesinde kalarak kurakçıl vejetasyonun yerleşmesini sağlamıştır.

Toros dağlarında yer alan sedir ormanları, tamamen orobiyomun bir ürünüdür. Nur (Amanos) dağlarındaki kayın ormanlarının varlığı, Antakya-Kahramanmaraş oluğu ile İskenderun Körfezi arasında meydana gelen rüzgar sirkülasyonunun oluşturduğu sisle ilgilidir.

Dağ ekosistemi, Selçuklular döneminden itibaren başlayan ve günümüzde Toroslar’da Yörükler ve Beritan aşireti tarafından sürdürülen nomadik yaşamın, buna bağlı sosyo-kültürel özelliklerin oluşumunda önemli paya sahiptir.

Baraj yapımı ve barajlardaki su verimi üzerinde de dağ ekosisteminin ayrı bir yeri vardır.

Kısaca Türkiye’deki orobiyomlar, farklı orman kuşaklarının yetişmesini ve komşu ülkelere göre zengin olmasını sağlamaktadır. Yine dağ biyomlarındaki engebeli topoğrafya koşulları, dikey ve yatay yönde farklı habitatları oluşturarak gerek geçmişteki (Kuvaterner ve Tersiyer) bitki topluluklarının barınmasına gerekse yeni oluşan neoendemiklerin bulunmasına neden olmaktadır. Bu nedenle Türkiye relik ve endemik bitkiler yönünden zengin olmasını dağ biyomları sağlamıştır.

Dağ ekosistemlerindeki yükselti koşulların ormanların verim ve/veya boniteti üzerinde etkili olmaktadır. Örneğin Akdeniz Bölgesi’ndeki prodüktif kızılçam ormanları sahil kuşağında değil, Toroslar’da 400-800 m arasında uzanan 2. Yükselti basamağında yer almaktadır.

Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğünün desteği ile yapmakta olduğum ‘Türkiye’nin ekosistemleri/ekorejionları” adlı araştırmada dağ ekosisteminin ayrı bir yeri ve önemi ortaya çıkmıştır.

Yukarıda çok kısa olarak belirtilen nedenler dikkate alınarak Dokuz Eylül Üniversitesi Coğrafya Eğitimi Ana Bilim Dalı olarak; Türkiye’de orobiyomların bitki tür ve toplulukları üzerindeki dağılışı ve ormancılık açısından önemi Konusu vurgulanmaya çalışılacak ve bu konuda bildiri verilerek yayın yapılacaktır.

DAĞLAR, FARKLI HABİTATLARIN VE ÇEVRESEL ÖZELLİKLERİN OLUŞMASINDA ETKİLER

Bilindiği üzere, vejetasyon ve tarımsal faaliyetler bakımından, dağlar, yükseklik kuşaklarına bağlı olarak “orobiyum” adı verilen farklı bioma formları meydana getirirler. Bu nedenle, dağ kuşakları boyunca iki tip vejetasyon kuşağı bulunmaktadır.

Kuzey Anadolu dağlarının yamaçlarında, Kayın, Kızılağaç, İhlamur, Meşe türlerinden oluşan yapraklı ormanlar, 1000 metrenin üzerindeki soğuk ve rutubetli ortamlarda ise ise, Sarıçam, Karaçam, Ladin ve Göknar türlerinden oluşan ibreli ormanlar görülür. Bu bölge, kuzey yarıkürenin soğuk nemli bölgesindeki taiga ormanların ekolojik şartlarına benzer. Doğu Karadeniz dağlarının kuzeye bakan yamaçlarında bulunan Doğu Ladini ormanlarının varlığı, sis ve orografik yağmur oluşumuyla ilgilidir. Kuzey Anadolu dağlarının tabii orman sınırı üzerindeki rakımlarında alpin çayırları bulunur. Bu dağların kuzey yamaçlarında Doğu Kayını, Ihlamur, Kızılağaç, Karaağaç ve Kestane türlerinden oluşan ormanlar, güney yamaçlarında ise Karaçam, Meşe ve Sarıçam türlerinden oluşan ormanlar bulunmaktadır.

Toros dağlarında ise üç vejetasyon kuşağı bulunmaktadır. Kızılçam ormanları ve Maki toplulukları, deniz kıyısı ile 1000/1500 m. arasındaki Akdeniz ikliminin sıcak ve kuru şartlarında bulunmaktadırlar. Kızıçam kuşağının üzerinde Sedir, Toros Göknarı ve Karaçam türlerinin oluşturduğu oro-mountain ormanları bulunmaktadır. Doğal orman zonu üzerinde, sub-alpin ve daha iç Anadolu’ya ait bazı step elemanlarından meydana gelen çayırlar bulunur. Exposure faktörü nedeniyle, kızılçam güney yamaçlarda 1500 metreye kadar çıkar.

Dağlık alanlardaki engebeli topoğrafya ve derin vadiler farklı bitki vejetasyonlarının hatta relict ve endemik bitkilerin yetiştiği değişik habitatlar oluştururlar. Kızılçam, Kermes Meşesi, Kocayemiş (sandal), Yabani Fıstık (menengiç) Güney Anadolu dağlarının arka kısımlarındaki çöküntülerde ve derin vadilerde bazı Akdeniz bitki elemanlarına rastlanmaktadır. Sığınak alanları şeklindeki vadilerde bazı relict ve endemik türler bol miktarda bulunurlar. Son buzul çağında, Anadoludaki 2000 metreden yüksek olan alanlar buzulla kaplıydı ve bu zamanda, Sarıçam Anadulunun kuzey geniş bir bölümüne yayılmıştı. Sarıçam, bundan 10 000 yıl önce dağların üst kısımlarına ve özellikle kuzey yamaçlara çıkmaya başladı.

Karstik çukurlar bilhassa relict ve endemik türler olmak üzere, bazı bitki türlerinin yetişebileceği özel habitatlar oluştururlar. Örneğin, bir relict ve endemik bir meşe türü topluluğu olarak Quercus vulcanica, özellikle Batı Toroslardaki Dedegöl dağındaki Dolinlerde olmak üzere karstik çöküntülerde bulunur. Toros Dağlarının derin ve karstik vadileri boyunca bazı Avrupa-Sibirya elemanlarına rastlanır.