Uludağ Milli Parkı Bitki Örtüsü ve Hayvan Varlığı

Çok
7 ay 6 gün önce - 7 ay 6 gün önce #857 Yazan: GeZGiN
Uludağ; Anadolu’ da Olympos adıyla anılan 6 kutsal dağın en görkemlisi. Kuzeybatı Anadolu’nun 2543 metreye ulaşan zirvesiyle en yüksek kütlesi olan Uludağ, Uluabat Gölü’nün doğusunda, Gemlik Körfezi’nin güneyinde yer alır ve kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır. Dağın uzunluğu 40 km., genişliği ise 20 km. kadardır. Batı ve güneyden Nilüfer çayı, kuzey ve doğudan Bursa ve İnegöl ovaları ile sınırlıdır.

Buzul gölleri üzerinde tüm görkemiyle yükselen 2543 metrelik zirvesi, birinci zamanda oluşan eski bir kütle olup, mermerleşmiş kireçtaşından oluşur. Altında ise granit kayalar yer alıyor. Açık havalarda çok uzaklardan fark edilen görkemli görünüşüyle Uludağ, Marmara Bölgesi’nin tarihsel ve turistik değerleri bakımından en ilgi çekici yöreleri arasındadır ve zengin bir floraya sahiptir. Uludağ’daki pınar kaynaklarından yıllık olarak alınan yaklaşık 12.7 milyon m3 su, Bursa’nın içme suyu ihtiyacının % 20’ sini karşılamaktadır.

Antik Çağ’ da Olympos adıyla bilinen, daha sonra diğerlerinden ayırt edilebilmesi amacıyla “OLYMPOS MYSIOS” diye adlandırılan bu dağ, tarihsel süreçte çeşitli dönemlerde değişik adlarla da tanınmıştır. Örneğin Mısırlılar MİSMOS demişler, Romalılar da kimi zaman COLOYERS adını uygun görmüşlerdir. Osmanlıların bölgeyi ele geçirmesinden sonra, bu dağdaki manastır ve dolayısıyla keşiş ve rahip çokluğu nedeniyle Uludağ’a “Keşiş Dağı” veya “Ruhban Dağı” adı verilmiştir. Bursa’nın 1326 yılında fethine kadar dağlarda keşişler yaşarken, bu tarihten sonra dervişler tarafından bir inziva köşesi olarak tercih edilmiştir.

Olympos Mysios veya Keşiş dağı, 1925 yılında “Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyetinin” girişimleri ve Dr. Osman Şevki’ nin önerisi ile Uludağ adını almıştır. Dağa bu adın verilmesini sağlayan Dr. Osman Şevki bey’ de bu tarihten sonra soyadı kanununun çıkmasıyla Uludağ soyadını almıştır. İstanbul veya Ankara yönünden Bursa’ ya gelişte tüm heybeti ile görünen ve şehrin sırtını yasladığı kütle aslında Uludağ’ ın görünen yüzü, kış turizmi ise bilinen yönü.

Çeşitli tarihlerde Bursa’ ya gelen yerli yabancı tüm seyyahlar Uludağ’ ı bir şekilde anlatmışlar. Evliya Çelebi ab-ı hayata benzer dediği 1060 adet pınardan, Türk’ lerin baharın müjdecisi saydıkları erguvan ağaçlarından bahseder. Pınarbaşı’ ndan çıkıp Zirve tepeye yaptığı geziyi, kar içinde yaşayan zülal kurdunu anlatır. Katip Çelebi, Pınarbaşı semtinden Emir Sultan’ ın kerameti ile çıkardığı Ayn-ı asa adındaki şifalı sudan bahseder.

ULUDAĞ MİLLİ PARKI
Uludağ; sahip bulunduğu doğal güzellikleri, geniş bir bölgede kayak sporuna elverişli tek alan oluşu, kendisine özgü zengin flora ve faunası, yüksekliğe göre bitki ve orman örtüsünün tabakalı dağılımı gibi nedenlerle, turistik açıdan büyük önem taşımaktadır.

Bilimsel, estetik ve turistik bir doğa harikası olan Uludağ’ ın doğal yapısı ile karakteristiklerini olumsuz etkilerden korumak, turizm ve bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak ve bu kaynak değerlerini gelecek nesillere intikal ettirmek amacıyla Uludağ’ ın 11.338 Ha.’ lık kısmı 20.09.1961 yılında Milli Park alanı olarak ilan edilmiştir. 16.03.1976 tarihinde Uludağ Milli Park Müdürlüğü tesis edilerek Milli parkın daha bilimsel yönetilmesi ve işlevini yerine getirilmesi hedeflenmiş ve park alanı 1998 yılında 12.762 Ha’ a çıkarılmıştır. Türkiye’ ye özgü 104 bitki türünden 28’ i, otsu türler açısından 93 familyaya dağılmış 791 tür Uludağ’ da bulunmaktadır.

İKLİM:
Uludağ, Marmara Bölgesinin güneyinde karasal iklim ile Akdeniz ikliminin geçiş noktasında bulunmaktadır. Yüksek oluşu nedeni ile karasal iklim hakimdir. Yıllık ortalama sıcaklık 5,2 o, yıllık ortalama yağış 1474 mm. dir. Yıllık kar yağışlı gün sayısı 63 gündür. En fazla kar kalınlığı 435 cm. olarak ölçülmüştür. Hakim rüzgar yönü Kuzey, Kuzey-Batı ve Güney-Batı’ dır. Oteller bölgesinde karın yerde kalma süresi ortalama 178 gündür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ:
Uludağ; ovadan doruğa doğru değişen yüksekliklerde, farklılıkları gözle görülebilen bitki örtüsü ve orman kuşaklarına sahiptir:

300-350 metre yüksekliğe değin defne, kızılağaç, mazı meşesi, çınar, zeytin, erguvan, kestane, ıhlamur, akçaağaç, karayemiş ve makilerin yer aldığı sert yapraklı orman kuşağı (Lauretum);

350-750 metreler arasında gürgen, karaağaç, fındık, ceviz, meşe, kayın, titrek kavak, karaçam, ıhlamur, akçaağaç, kara yemiş ve kestanenin yer aldığı sıcak-altı yapraklı orman kuşağı (Castanetum);

700-1000 metreler arasında karaağaçın hakim olduğu bunun yanı sıra meşe, gürgen, kayın, titrek kavak, fındık, kızılcık ağaçlarının da bulunduğu orman kuşağı (Pinatum);

750-1000 metreler arasında kayın, gürgen, titrek kavak, üvez, göknar ve karaçamların egemen olduğu serin üstü yapraklı orman kuşağı (Fagetum);

1000-2000 metreler arasında göknar, kayın, karaçam, ardıç, ayı üzümü ve titrek kavakların oluşturduğu ibreli orman kuşağı (Abietum);

2000 metrenin üstünde ise Alpinetum adı verilen bodur ardıçlar, otlar ve likenlerden oluşan alp bitkilerinin yer aldığı geniş alanlar görülmektedir.

Milli Park’ ta en fazla bulunan ağaç türü Uludağ Göknarı (Abies Bornmülleriana)’dır. Uludağ Milli Parkı’nda 128 değişik takımdan 168 çeşit ağaç ve ağaççık ile otsu türler açısından 93 familyaya yayılmış 791 türün yetiştiği saptanmıştır. Mayıs-Ağustos aylarında bir çiçek cennetine dönüşen Uludağ’da, doğal yetişen bu türlerden 104’ ü Türkiye’ den başka bir yerde yetişmiyor. Uludağ’ da 2’si alt tür olmak üzere 28 endemik bitki tespit edilmiştir.

Uludağ’da yaz ve sonbahar aylarında, ormanların eteklerinde zengin mantar türlerinden mantar tarlaları oluşmaktadır. Ayrıca su başlarında dağ çileği, kuş üzümü, salep, kekik otu gibi bitkilere sıkça rastlanır. Dere içlerinde açan yaban gülleri, bülbüllerin uğrak yerleri olur; baharla birlikte, eriyen karların arasında fışkıran çiğdemler çevreye ayrı bir güzellik katar.

HAYVAN VARLIĞI:
Uludağ Milli Parkı’nda 46 tür kelebek ile 11 tür bombul arısı tespit edilmiştir. Uludağ’a özgü endemik tür olan Apollon kelebeği (Pannassius Apollo) Nisan ayı sonlarında Küçük Zirve’nin güney yamaçları ile Aras Şelalesi arasında kalan bölgede görülebilir. Uludağ’da bir zamanlar bol olduğu bilinen dağ keçisi, geyik ve karacaların soyu düzensiz ve aşırı avlanma nedeniyle tükenmiştir. Memeli hayvanlardan yaban domuzu, tilki, çakal, porsuk, sansar, sincap, tavşan, kirpi, dağ faresi ile az miktarda kurt ve ayıda bulunmaktadır. Kuşlardan bilinçsiz avlanma nedeniyle 3-4 çift kalan Sakallı Akbaba Uludağ’da yaşar. Ayrıca dağ kartalı, doğan, şahin, atmaca, kerkenez, karga, ağaçkakan, saksağan, baykuş, dağ güvercini, çulluk, üveyik, karatavuk, kırlangıç, sakağı ve serçe türleri görülmektedir. 1962’ de Bursa-Uludağ karayolu üzerinde 80 hektarlık bir alanda kurulan “Yeşil tarla Geyik ve Karaca üretme İstasyonu’ n da üretim çalışmaları yapılmaktadır.

ULAŞIM:
1. Teleferik:
Bursa’dan Uludağ’a iki yoldan çıkılabilir, bunlardan biri teleferiktir. Bursa’nın Piremir mahallesinde bulunan istasyondan, ilk seferine sabah saat 10.00’da başlayan teleferik ile 2500 metrelik bir hatla 1230 metre yükseklikteki Kadıyayla istasyonuna gelinir. Kadıyayla, Teleferiğin birinci istasyonudur. Bir otel ve kamp alanı bulunan, dağcı ve izcilerin kamp alanı olarak kullandıkları kadıyayla’ dan su kaynakları yönünden oldukça zengin olan Ab-ı Hayat mevkiine belirgin bir patika vardır. Yine buradan Tonoz yayla’ dan geçilerek, dik tekir ve yan tekir olarak adlandırılan iki patikadan yürüyerek Sarıalan’ a çıkılabilir. Buradan kabin değiştirilerek 2.480 metrelik ikinci bir hatla 1.650 metrelik Sarıalan’ a ulaşılır. Kadıyayla-Sarıalan arasında ilerlerken aşağıda görünen derin vadi kaynana çukurudur. Bu kayalıklar Bursa’ nın kaplıkaya semtine kadar uzanır. Sarıalan çadırlı kamp yeri olarak da organize edilmiştir. Kapasitesi 250 çadır ve 2000 kişidir ve 1 adet otel, 2 adet kır gazinosu, 10 adet bungalow, 26 adet orman barakası,5 adet hediyelik eşya satış dükkanı, 1 adet sıhhi tesis, 5 adet WC, sağlıklı yaşam parkuru, cami, günü birlik kullanım alan, çocuk oyun alanları bulunmaktadır. Sarı alandan Çoban kaya’ ya telesiyej ile ulaşım vardır.

2. Karayolu:
Uludağ’ a karayolu ile yaklaşık 45 dakikada çıkılır. Oteller bölgesine Tophane semtinden kalkan dolmuş minibüsler ile 32 kilometrelik asfalt ve parke taş yol ile gidilebilir. Çekirge’ den çıkan yolun solunda İnkaya köyünü görürsünüz. Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş ile aynı tarihte dikildiği tespit edilen 650 yıllık çınar altındaki çay bahçelerinde konaklayabilirsiniz. 8. kilometre olarak bilinen yol ayrımından yukarı doğru çıktığınızda yol kenarlarında ürünlerini satan köylülerin tezgahlarından alış-veriş de yapabilirsiniz. Yol ağaçlıklar arasında kıvrılarak giderken Yeşiltarla mevkiine gelirsiniz. Orman kulübelerinin hemen karşısında, ter örgüler ile çevrili alan “Yeşiltarla Geyik ve Karaca Üretme İstasyonu” dur. Öğlen saatleri ve akşam üstleri tel örgülere yaklaşan geyik ve karacaları elleriniz ile besleyebilirsiniz. Kirazlıköyü sapağını geçtikten sonra solda villalar ile dolu olan yer eski Uludağ dervişlerinden Doğlubaba’ nın bir çam ağacının altında mezarının bulunduğu mevkiidir. Bu yol üzerinde özellikle burası çok kar alır. Uludağ yolunun 22. kilometresinde Milli Park gişelerinin bulunduğu yer Karabelen mevkiidir. Ana yolda 500 metre ilerideki keskin virajı döndükten sonra sağda yer alan düzlük ve sarp kayalıklar görürsünüz, burası Yılanlıkaya’ dır. Bir süre gittikten sonra sağ taraftaki sivri kayalık Dikilitaş adıyla anılır. Karşısındaki patika yol kestirmedir ve anayolun 23. kilometresine çıkar. Bir km. ilerideki düzlük Kirazlıyayla’ dır. 1400 metre yükseklikteki yayla ideal bir kamp ve günübirlik piknik alanıdır. Yolun 300 metre ilerisinde soldaki patika yolun 29. kilometresine bağlanan Koca Ahmet kestirmesidir. Bu mevkiden sonra karşınıza çıkan virajın 300 metre ilerisinde gördüğünüz, doğa harikası bir kayalık olan Devetaşı’ dır. Karşıdan bakıldığında bir devenin çökmüş halini ve hörgücünü andırır. Deve taşı virajını döner dönmez sağda yol kenarında mevzi gibi kazılmış bir çukur göreceksiniz. Burası Fanti İsmail Hakkı sığınağıdır. Bir süre sonra yolun sağında beliren patika şimdilerde yıkılmış olan cankurtarana çıkar. Buraya Evliya Çelebi patikası’ da derler. Sola dönen yol ise Sarıalan’ a götürür sizi. Yola devam ettiğinizde sağda park etmiş arabalar ve insan kalabalığı gördüğünüz yer Uludağ’ a çıkanların su içmeden geçmedikleri, bidonlarla su taşıdıkları bir çeşmedir. Orman içinden geçen yolda ilerlerken karşınızda göreceğiniz devasa kule ise Cennetkaya vericisidir. Hafif meyille devam eden yolun sonunda oteller bölgesi çıkar karşınıza. 1. Gelişim bölgesi olarak adlandırılan yer kış sporları merkezidir ve Türkiye’ de kış sporları ile ilgili ilk tesisler burada kurulmuştur. 14’ ü özel sektöre, 14’ ü ise resmi kurumlara ait tesislerin de bulunduğu oteller bölgesinde 10 adet telesiyej ile 8 adet teleski’ de kayakçıların hizmetindedir. Oteller Bölgesinin altından Bakacak istikametine giden yolun solunda gördüğünüz ve 1986 yılında Turizm bölgesi ilan edilen 2.Gelişim bölgesinde ise 9 tesis yatırımdadır.

KAMP VE KULLANIM ALANLARI:
Uludağ ve Milli Park sınırları içinde kamp amaçlı kullanılabilecek yüzlerce bölge bulunuyor. Ancak Orman yangınları tehlikesine karşı Bursa Valiliği kararı ile tüm Türkiye’ de olduğu gibi Uludağ’ da da ormana transit geçiş haricinde giriş Haziran ve Ekim ayları arasında yasaklanıyor. Uludağ Milli Parkında halkın yararlanabileceği 2’ si sadece günübirlik olmak üzere toplam 4 adet kamp ve kullanım alanı ziyaretçilere hizmet verirken dağcıların kamp amaçlı kullandıkları belirli yerler de var.

Karabelen: Milli Park sınırının başladığı ve giriş gişelerinin bulunduğu günübirlik kullanım alanı 1500 kişi kapasitelidir ve 2 adet wc ile çeşmeler bulunur. Gişelerin yüz metre altından sola sapan yol sizi Soğukpınar bucağına götürür. Karabelen’ den Kirazlıyayla’ ya orman içi patikadan yürüyüş yapılabilir.

Gölcük: 1450 metre yükseklikte ve Kirazlı yayla’ nın güney istikametinde bulunan Gölcük yaz aylarında izci ve dağcılar tarafından kamp amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Yılanlıkaya: Karabeleni geçtikten sonra sağınızda bir düzlük ve seri haldeki kayalıklar görürsünüz. Günübirlik kullanıma ve yaz mevsiminde çadırlı konaklamaya elverişli olan Yılanlıkaya 100 çadır kapasitelidir.

Kirazlıyayla: Günübirlik kullanım alanı 2000 kişi kapasitelidir. Oteller bölgesine giden yol üzerindedir. Koca Ahmet adıyla bilinen bir patika da Sarı alan’ a giden yola bağlanır. Kirazlı yayla’ da Uludağ Üniversitesi ile bir resmi kuruma ait 2 adet tesis ile 1 adet kır gazinosu, 1 adet büfe, futbol sahası, çocuk oyun alanı ve wc bulunmaktadır.

Çobankaya: Sarıalan’ dan iki kişilik telesiyejler veya oteller bölgesinden Bakacak yönünde araç ile ulaşılabilen 1700 metre yükseklikteki Çoban kaya kamp ve kullanım alanı 150 çadır ve 1000 kişi kapasitelidir. 1 adet büfe, 1 adet sıhhi tesis, 2 adet WC, çocuk oyun sahası, Kızılay’ a ait barakalar ve mescit bulunmaktadır.

Hamuralanı: 1550 metre yükseklikte kapalı bir alandır. İzci ve dağcılarca kamp alanı olarak kullanılır.

Devetaşı: Günübirlik kullanıma açık bir gezinti ve piknik yeridir.

Softaboğan Deresi: Oteller-Bakacak yolunun sağında, Çoban kaya Kızılay kampının karşısında yer alan Softa boğan deresi günü birlik kullanım amacıyla tercih edilir.
Son Düzenleme: 7 ay 6 gün önce Düzenleyen:GeZGiN

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

Sayfa oluşturma süresi: 0.492 saniye