Akut Dağ Hastalığı

Çok
6 yıl 5 ay önce - 1 yıl 7 ay önce #33 Yazan: GeZGiN
Akut Dağ Hastalığı, GeZGiN tarafından oluşturuldu
2400 m. nin üzerine âni çıkışlar yapan kişilerin çoğunda, baş ağrısı, baş dönmesi, boşluk hissi, hâlsizlik, mîde bulantısı ve beraberinde istifrâ, gibi semptomların meydana geldiği tabloya "Akut Dağ Hastalığı" ismi verilmektedir.

-Kişinin, az oksijenli (hipoksik) ortama yeterli uyumu gösterememesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur.

-Dağcıların sıklıkla yakalandığı ve zirveye çıkılmasını engelleyen bir tablodur…..

-50 yaş üzerindeki görülme sıklığı gençlere göre daha azdır.

-Daha önce dağ hastalığıyla karşılaşılmamış olması bir başka tırmanışta da karşılaşılmayacağı anlamına gelmez.

-Bu hastalık basit seviyede irtifâdan meydana gelir. Fakat irtifâ kazanmanın devam ettiği süre boyunca basit hareketlerde bile nefes nefese kalma ve dengesizlik ile bu hastalıkta ilerleme görülür.

-Akut dağ hastalığı; yaş, sıvı alımı ve yüksekliğe uyum sağlamak ile ilişkilidir.

-Hastalığın 2400 m.de görülme ihtimâli %12-15, 2500 m.-2800 m. aralığında % 20 ve 3000 m.nin üzerinde görülme ihtimâli ise %40'ın üzerine çıkar.

-4400 m.’nin üzerine çıkan kişilerde ise görülme sıklığı %75'i bulur.

-Dağ hastalığında ilk önce görülen baş ağrısı zonklayıcı bir şekilde, başın her iki yanında ve ön kısmında, yatay pozisyonda iken ve sabahları şiddeti artan bir ağrıdır.

-İştah azalır ve daha ciddî vâkâlarda mîde bulantısı ve kusma görülür.

-Ciddi derecede halsizlik ve güçsüzlük görülür.

-Uykuya dalmakta sorun yaşanır ve uyku kalitesi bozuktur. Kişi uyurken dahi dinlenemez.

-Ellerde, ayaklarda ve bunlara nazaran daha yumuşak bir dokuya sahip olan yüzde, gözle görülebilen belirgin şişmeler (ödem) görülür.

-Yoğun terleme nedeni ile atılan sıvıdan dolayı idrar miktârında azalma ve gelen idrarın renginde belirgin koyuluk vardır.

-Gözün ağ tabakasında (retina) %5 - 40 arasında görülen kanamalara rastlanabilir.

-Dağ hastalığına yakalanılma durumunda, daha ciddi rahatsızlıklara zemin hazırlamamak için bulunulan yükseklikten daha fazla irtifâ kazanılmaması gerekir.

-Hasta dinlendirilerek bol miktarda sıcak sıvı verilir.

-Baş ağrısı için uygun analjezikler verilebilir.

-Bulantı ve kusma için günde 3-4 kez Metpamid ve Emedur tablet alınabilir.

-400 ilâ 500 metreye yakın irtifâ kaybı, inanılmaz derecede faydalı olarak hastada çok kısa sürede iyileşme sağlar ve büyük ölçüde kesin çözümdür.

-İrtifâya tırmanan dağcıların daha çok gıda tüketimine ve sıvıya ihtiyâcı olmasına rağmen iştahsızlık görülebilir.

-Beraberinde susama duygusunun azalmasından yetersiz sıvı alımı ortaya çıkar ve bu da vücutta elektrolit kaybına yol açar.

-Sarf edilen aşırı çabadan dolayı kanda ve kaslarda çok yüksek miktarda laktik asit birikir ve dış ortamdaki yetersiz oksijen akciğer yoluyla vücûda taşınamayıp, önceden birikmiş olan laktik asit karbondioksit olarak vücûttan atılamaz. Bu durum kişiyi yorar ve bitkinlik verir. Sıvı alımının yeterli seviyede olmamasından dolayı kanın yapışkanlığı artar ve bu da kalp damarlarının tıkanmasına ve kalp krizlerine sebep olabilir.

-Aşırı tuz ve potasyum kaybından dolayı tükenme seviyesinde bitkinlik görülür. Kalp ritmi bozukluklarına rastlanabilir. Meselâ 6000 m.nin üzerinde nabız sayılamayacak kadar düzensizdir.

-Öksürük, kuru ve soğuk havadan dolayı üst solunum yollarında tahriş ve buna bağlı olarak larinjit ve anjin çok kolay meydana gelebilir.

-İdrak ve muhakeme bozukluğu, umursamazlık, huzursuzluk, keyifsizlik ve ciddi sinirlilik çok sık görülür.

Yüksek irtifâ beyin ödemi (High Altitude Cerebral Edema - HACE) :
-Beyin şişmesi olarak da isimlendirilir ve çok kolay dağcının ölümüne neden olabilecek bir tablodur.

-Dağ hastalığının en ileri aşamalarından biridir ve bu da vücûdun yeterli oksijenlenememesinden ortaya çıkar. Genelde 3500 metrenin altında görülmez.

-Sürekli ve şiddetli baş ağrısı, hâfıza ve şuur kaybı (kişinin, bulunan yerin neresi olduğu, zamanın ne olduğu ve kişilerin kim olduğu konusunda gerçekleri tam bilememesi), muhakeme noksanlığı, vücûtta denge bozukluğu, yürürken yalpalama veya düşme, el ve kol hareketlerinde hâkimiyet kaybı, konuşma bozukluğu, dar açı ile çift, bulanık ve siyah-beyaz görme, yüksek irtifâ beyin ödeminin belirtileridir.

-Düsük oksijen seviyesi, beyin kan damarlarındaki kan akımını arttırır. Bunun sonucunda damarlardan dışarı sıvı sızar ve beyin hücrelerinde şişme meydana gelir.

-Ayrıca oksijensiz kalan beyin hücrelerinin yapıları çabuk bozulur ve bu da hücrenin şişmesi için farklı bir sebeptir.

-Hasta, çok âcil olarak aşağıya indirilmelidir. Gün ışığından faydalanmak amacıyla sabahı beklemek, ölümle sonuçlanabilir.

-Eğer hava şartlarının bozuk olması gibi sebeblerle aşağıya inilemiyorsa, âcilen anti ödem tedâviye başlanmalıdır.

-Normal şartlarda sıklıkla kalp yetmezliğine bağlı olarak görülen ve vücût içi basınç dengelerinin bozulması sonucunda akciğerlerde sıvı birikmesi ile bulgularını ortaya çıkaran bir durumdur.

-Belirtiler, yeni bir yüksekliğe ulaşılmasından îtibâren 24 ilâ 96 saat sonra ortaya çıkar.

-Genellikle geceleri başlar ve 2500 metrenin altında pek görülmez.

-Yüksek irtifâ akciğer ödemine yakalanmış kişilerin % 50'sinde Akut dağ hastalığı belirtileri, % 15'inde de Yüksek irtifâ beyin ödemi belirtileri görülür.

-İstirahatte bile görülen nefes darlığı ile kişi sırt üstü tam yatamaz, özellikle tırnaklarda morarma, öksürük, köpüklü ve kanlı balgam, solunum ve kalp hızında artma, istirahatteki nabız sayısının dakikada 110'un ve istirahatteki solunum sayısının dakikada 30'un üzerine çıkması yüksek irtifâ akciğer ödeminin bulgularıdır.

-Normalde içerisinde hava bulunması gereken ve gaz değişimlerinin yapıldığı keseciklerde sıvı birikmesi ve ilerleyen durumlarda kişiyi ölüme götüren bir hastalıktır.

-Düşük oksijen seviyeli ortam, beyin ödeminde olduğu gibi akciğerlerde de soruna yol açar.

-Akciğerlerde refleks bir daralmaya sebep olarak akciğer damar sistemindeki tansiyonu yükseltir. Bu olayın yüksek irtifâ akciğer ödeminin temel unsuru olduğu düşünülmektedir. Damar içinde artan basınç iç sıvıyı damar dışına sızdırır ve yavaş yavaş alveoller içinde sıvı birikmeye başlar ve ödem meydana gelir.

-Harcanan eforun fazla olması, yüksekliğe iyi uyum sağlamış dağcılarda da akciğer ödemini kolaylaştırmaktadır. Fakat yüksek irtifâda hiç efor sarf etmeyenlerde bile meydana geldiği bilinmektedir. Hastalığın tedâvi edilmediği durumlarda hastanın ölüm riski yüksektir.

-Tedâvi için süratle inişe geçmek gerekir ve 600 metrelik irtifâ kaybı bile gözle görülür iyileşme sağlar.

-İnişin hemen gerçekleştirilemediği durumlarda, vücûdu normal sıcaklığında tutabilmek için daha fazla miktarda oksijen harcamasından dolayı soğuk şartlar hastayı daha da kötüleştirir. Busebeple hasta, mümkün olduğunca sıcak vaziyette tutulmalıdır. Oksijen her şartta olduğu gibi akciğer ödeminde de hayat kurtarır, dakikada 4-6 litre boşalacak şekilde 4 saat boyunca tatbik edilir.

-Oksijen yokluğunda, akciğer atardamar içi basıncını % 30 oranında azaltarak kandaki oksijen basıncını fazla arttırmayan Nifedipine (Kardilat retard tablet, Nidilat kapsül) kullanılabilir.

Kaynak : Dr.Cevdet BECERİK
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dr.İsmail Cemil ÖZYAZICI
Palandöken Devlet Hastanesi Baştabip Yrd.
TDF Sağlık Kurulu Üyesi
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Son Düzenleme: 1 yıl 7 ay önce Düzenleyen:GeZGiN

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.

Sayfa oluşturma süresi: 0.230 saniye